Almanya’dan Türkiye'deki hakemlere pandemi dönemi tavsiyeleri

  • 12 Haziran 2020 11:59
  • 2485
  • 0 Yorum
Almanya’dan Türkiye'deki hakemlere pandemi dönemi tavsiyeleri

Almanya Futbol Federasyonu (DfB) bünyesindeki Elit Hakemler Sportif Direktörü Lutz Michael Fröhlich, Türkiye'de pandemi döneminde düdük çalacak hakemlerle deneyimlerini paylaşarak

Almanya Futbol Federasyonu (DfB) bünyesindeki Elit Hakemler Sportif Direktörü Lutz Michael Fröhlich, Türkiye'de pandemi döneminde düdük çalacak hakemlerle deneyimlerini paylaşarak önerilerde bulundu.Türkiye'de pandemi nedeniyle ara verilen Süper Lig'de maçlar bugün yeniden başlıyor. Almanya'da ise koronavirüs nedeniyle verilen yaklaşık iki aylık aranın ardından futbolcular ve hakemler, 16 Mayıs'ta sahalara döndü. Bundesliga maçları, pandemi dönemine özel olarak oluşturulan ve bir dizi önlemi içeren bir "hijyen konsepti"'nin öngördüğü kurallar çerçevesinde ve seyircisiz oynanıyor.

Peki, bu kurallar ne derece uygulanabiliyor? Sessiz tribünler hakemler ve futbolcular açısından ne ifade ediyor? Pandeminin getirdiği değişimler futbolda kalıcı olur mu?

Alman Futbol Federasyonu'nun (DFB) Elit Hakemler Sportif Direktörü Lutz Michael Fröhlich'le yaptığımız röportajda bu sorulara yanıt aradık. Türkiye'deki Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanı'yla, ufak ayrıntılar dışında aynı görevi yürüten Fröhlich, Süper Lig'de pandemi dönemindeki maçlarda düdük çalacak hakemlere tavsiyelerde bulunurken bu süreçte yaşanabilecek olası durum ve tartışmalara da dikkat çekti.

DW: Bundesliga'yı yeniden başlatma kararı nasıl alındı? Bu süreçte Alman Futbol Federasyonu'yla (DfB) ne ölçüde koordine hareket edildi? Bir başka deyişle "hijyen konseptinin" oluşturulmasına siz ne derece dahil oldunuz?

Lutz Michael Fröhlich: Bundesliga'nın yeniden başlatılma süreci, esasen, Bundesliga ve Bundesliga 2'den sorumlu olan Alman Futbol Ligi (DFL) üzerinden yürütüldü. Yani, süreci büyük ölçüde DFL yönetti. Elbette karar, yalnızca birinci ve ikinci ligleri değil üçüncü ligi de ilgilendirdiği için sürecin yönetimini DFB'yle birlikte gerçekleştirdi. Kanaatimce, DFL'in (bu süreçte) sonuç olarak siyasetle de oldukça yakın ve bir o kadar da gerekli bir iletişimi oldu; nihayetinde önlemlerde gevşetmeyle sonuçlanan bu karar politik bir karardı. Hijyen konseptine hazırlık aşaması için ise bir doktorun; Dr. Tim Meyer'in öncülüğünde bir "özel maç çalışma grubu" oluşturuldu. Hakemler, DFB çatısı altındaki "Hakemler Birimi" üzerinden bu özel çalışma grubunun bulgularına tabiydi. Biz de böylece hakemlik müessesesinin sorumluluğunda bulunanları, ilgili yetkililer aracılığıyla bu bulgular doğrultusunda yönlendirebildik.

Bu hijyen konsepti, hakemleri ve futbolcuları virüsten nasıl korumayı hedefliyor?

Bu, riski minimize etmeyi önceleyen, oldukça kapsamlı bir konsept. Ancak, sonuç itibarıyla riskin ya da bulaşma ihtimalinin tamamen devre dışı bırakılamayacağını da teslim eden bir konsept. Düzenleme, hakemlere yeniden sahalara inmeden önce bir "öncü test" yapılmasını öngörüyor. Bu şu anlama geliyor: Hakemlere her haftanın başında bir kez test yapılıyor, sonrasında ise maçtan bir önceki günün sabahında bir test daha yapılıyor. Bu numune alınarak yapılan bir test. Daha sonra ancak doktorlarımızdan testin negatif olduğu bilgisini aldıktan sonra hakem sahaya inebiliyor ve maçı yönetebiliyor. Bu testler konseptin bir ayağını oluşturuyor. Bir diğer ayağı ise sürecin başından beri oldukça sıkı biçimde üzerine gittiğimiz mesafe meselesi. Buna göre, hakemlerin maçlar için uzun mesafeler katetmemesine sürecin başından beri özel bir itina gösteriyoruz. Hakemleri mümkün mertebe bulundukları yere yakın maçlarda görevlendiriyoruz. Direktörlüğümüzden de hakemleri artık bölgesel tarafsızlık ilkesine göre görevlendirmek zorunda olmadığımız yönünde bir karar çıktı. Bu şu demek: Artık Bavyeralı bir hakemi söz gelimi Nürnberg ya da Münih'teki bir maça verebileceğiz. Oysa bu daha önce mümkün değildi. Bu yolla, seyahat riskini mümkün olduğunca sınırlı tutabildik. Şimdiye kadar bu uygulamalar oldukça yardımcı oldu.

Peki ya bir hakemin testi pozitif çıkarsa?

Yapılan bir testin sonucu pozitif çıkarsa, söz konusu hakemi görevlendiremiyoruz. Yerine yedek hakem ya da bir yardımcı hakem görevlendirmek zorundayız. Bu ihtimale karşı her hafta maç gününden bir gün önce bir ya da iki hakemi daha tedbir amaçlı olarak testten geçiriyoruz. Böylece hep bir hakemi daha yedekte tutmuş oluyoruz. Ancak şu ana kadar pozitif bir test sonucuyla karşılaşmadık ve umarız böyle sorunsuz bir şekilde devam ederiz.

Pandemi kuralları gol sevincinde sarılmayı ve sahaya tükürmeyi de yasaklıyor. Ancak bu ve benzeri kuralların pratikte ne derece uygulanabildiği konusunda eleştiriler var. Bir eleştiri de Galatasaraylı futbolcu Radamel Falcao'dan gelmişti. Falcao, maç boyu oyuncuların zaten sürekli temas hâlinde olduğunu hatırlatarak, "Köşe atışlarında defans oyuncuları üzerindeler! Barajlarda herkes yan yana" demişti. Bu eleştiriler hakkındaki görüşünüz ne?

Bu hijyen konseptinin sonuç itibarıyla öncelikli önemde olmasını anlıyorum. Bütün önlemler alındığında, herkese test uygulandığında hâlihazırda risk, önemli ölçüde azaltılmış oluyor. Tüm bu tedbirlere ek olarak getirilen teması azaltmaya yönelik ek önlemler de gereksiz yere bu davranışlarda bulunmamamız yönünde bir uyarı niteliği taşıyor belki de. Ancak sonuç itibarıyla ne derece uygulanabilir olduğu bir soru işareti. Örneğin hakemler stadyuma girerken maske takıyorlar, daha sonra sahaya inerken çıkartıyorlar. Sahaya girişler de önceden olduğu gibi yan yana ve çocuklar eşliğinde gerçekleşmiyor, artık bir "giriş sıralaması" var. Önce bir takım sahaya giriş yapıyor, sonra diğer takım geliyor, en son da hakemler. Bunların tamamı gereksiz temasın önüne geçmek adına yapılan düzenlemeler. Hakemler de oyuncularla diyaloğa girmeleri gereken durumlarda (fiziki) mesafeyi gözetmekle yükümlüler. Ancak neticede ne kadar etkili olacağı, riski ne kadar azaltacağı dediğim gibi bir soru işareti. Bence, karşılaşma öncesinde zaten oldukça fazla önleyici tedbir alıyoruz. Aldığımız tedbirler, maçtan önce yapılan testler ve kişilerle temasta ihtiyatlı hareket etmek kuşkusuz çok önemli. Tüm bunlara ek olarak getirilen önlemler ise ne derece elzem burası bir soru işareti.

"Pandemi döneminde futbolcu olmak" basında sıkça yer bulan bir konu. Ancak sanki hakemlerin durumu yeterince konuşulmuyor. Pandemi döneminde maç yönetmek nasıl bir tecrübe? Örneğin, seyircisiz maçlarda atmosfer eksikliği Alman hakemleri nasıl etkiliyor? Oyuncular daha konsantre ve daha az duygusal oynadığından artıları da var denilebilir mi?

Koronavirüs nedeniyle verilen aradan sonraki ilk iki gün oynanan maçlar oldukça sportmence, saygılı, ölçülü ve dayanışma içinde geçti. Seyircisiz atmosfer de dâhil sahadaki hemen her şey bir bütünlük içindeydi. Gerçi seyircisiz atmosfer alışılmadık bir durum olduğundan hakemler de bazı yeniliklere uyum sağlamak zorunda kaldı. Aslında seyircinin sahaya ve futbolcuların davranışlarına etkisi olmadığında, oyun yalnızca sahadaki mücadeleye ve spora odaklı hâle geliyor. Ancak izlenimimiz, üçüncü haftadan itibaren neredeyse her şeyin normale döndüğü yönünde. İkili mücadelenin yeniden önemli ölçüde arttığını gördük. Kartların, faul ve kritik pozisyonların sayısı da normal seviyelere döndü. Üçüncü haftadan itibaren hakem kararlarıyla ilgili tartışmalar da yeniden yoğunlaştı. Neredeyse geçmişteki düzeye geldik. Bu nedenle, seyircisiz maçlara çıkacak olan hakemlerin bu duruma kendilerini adapte etmeleri de çok önemli. Verilen aradan önce korona döneminde Bundesliga'da seyircisiz bir maçımız olmuştu. Aynı süreçte Şampiyonlar Ligi'nde de seyircisiz iki maç oynandı. Hakemlere yeni durum için verdiğimiz eğitimde, bu dönemden elimizde bulunan materyali kullandık. Örneğin, sarı kart gösterdiğinizde stadyumda çıt çıkmaması ya da bir penaltı kararı verdiğinizde kimsenin yuhalamaması gibi durumlar nasıl hissettirir? Hakemler bu gibi durumlara hazırlıklı olmalıydı.

Nasıl bir eğitimdi bu? Hakemler mental anlamda da mı bir eğitim gördü?

Evet, aynen öyle. 16 Mayıs'ta liglerin yeniden başlamasından önceki altı hafta boyunca video klipler ve hazırlamış olduğumuz sunumlar yoluyla hakemlere kurallara ilişkin bir online eğitim verdik. Özellikle de seyircisiz maçlar konusuna odaklandık. Sürecin psikolojik boyutunu da göz önüne alarak bazı maçlardan derlenen 10 video kliple hazırlanan bir sunum yapıldı.

İkili mücadelelerin yeniden yoğunlaştığını ve faullerin yine artışa geçtiğini ifade ettiniz. Oyuncular ve hakemlerin kondisyonlarını zorlayan bir durum yok mu peki? Oyunun temposu alışıldık seviyede mi?

Hayır tam tersine. Oyundaki tempo kısmen eskisinden de hızlı. Çünkü takımlar şu an beş oyuncu değişikliği yapabiliyor. Bu her iki takıma da ekstradan ikişer oyuncu daha değiştirme imkânı tanınıyor. Avantaj da burada. Şu an "potansiyel taze kan" diyebileceğimiz bu avantaja sahipler. Ki bunun bazı takımlar üzerinde çok büyük etkisi oluyor. Oyuna daha fazla diri futbolcu sokabilme fırsatları olduğu için tempoyu maçın sonuna kadar yüksek tutabiliyorlar.

Peki ya hakemler? Sonuçta onlar da fiziksel olarak daha fazla zorlanmıyor mu? Onlar için nasıl bir düzenleme söz konusu?

Hakemler elbette kondisyonlu olmalılar, ki genel anlamda öyleler de. Oyunun temposu bu anlamda hakemler için bir sorun teşkil etmiyor.

Türkiye'de Süper Lig yeniden başlıyor. Bundesliga başlayalı ise neredeyse bir ay oldu. Edindiğiniz tecrübeler ışığında Türk meslektaşlarınıza tavsiyeleriniz var mı?

"Seyircisiz maçlar" meselesine özellikle hazırlanmalarını hararetle tavsiye ediyorum. Zira, burada bambaşka bir atmosfer söz konusu. Söylenen her şey duyuluyor, bütün diyaloglar ortada. Ve anında medyaya yansıyor. Televizyonda da her şey duyuluyor. Hem ruhen hem bedenen zinde ve oyunda kalabilmek için kuralları tekrar gözden geçirip içselleştirmelerini tavsiye ederim.

George Floyd'un ölümü tüm dünyayı derinden sarstı. Irkçılığa karşı artan bir hassasiyeti de beraberinde getirdi. Bu artan hassasiyetin sahalara da yansıdığını, Bundesliga'daki bazı maçlarda kimi futbolcuların ırkçılığa karşı sahada dayanışma mesajları verdiklerini gördük. Normalde siyasi mesaj yasak. Ancak bu kez DFB'den de FIFA'dan destek vardı. Oyuncuların sahada bu tür politik mesajlar vermeleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Ya da şöyle sorayım, bu mesajlar sizce politik mesajlar mı?

Evet bence öyle. Ama bu, hakemlerin gözetmesi gereken türden bir durum değil. Hakemlerin sahada bulunmalarının başlıca amacı, her şeyden önce oyunun kurallarına uyulmasını sağlamak, bu anlamda da salt sportif bir görevleri bulunuyor. Verilen iyi mesajlar söz konusuysa, hakemlerin de bu mesaja karşı söyleyeceği bir şey yoksa, bu eyleme katılmalarında dahi bir sakınca yok. Ancak kuralların ihlal edilmesi söz konusuysa, örneğin bir oyuncu gol sevinci sırasında formasını çıkartırsa işte o zaman hakem buna karşı harekete geçer. Ancak bunun siyasi mesajla ilgisi yok, daha çok kural ihlaliyle ilgili bir durum. Eylemler hakkında önceden bilgilendirildikleri takdirde eyleme katılıp katılmamak konusunda da hakemler tamamen özgürler.

Korona krizi yalnızca günlük hayatlarımızı değiştirmekle kalmadı, futbolu da değiştirdi. Birçok değişiklik söz konusu. Bu son değişikliklerden hangileri sizce krizden sonra da geçerli olabilir?

Belirli koşullarda örneğin oyuncu değişikliğinin kalabileceğini düşünüyorum. Değişiklik hakkının beşe çıkarılması, nihayetinde futbola daha fazla opsiyon getiriyor, daha çekici hâle getiriyor. Çünkü oyunun temposunun düşmemesini sağlıyor. Böylece bir şekilde oyundaki esneklik ve değişkenlik de artıyor.

Sinem Özdemir / Cengiz Özbek

© Deutsche Welle Türkçe

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşivde Ara

Sizehaber'de Hangi Dilde Haber Yayınlansın?

  • Kürtçe
  • İngilizce
  • Diğer
  • Fransızca
  • İspanyolca
  • Almanca

Hava Durumu

Foto Galeri

Piyasa Durumu

DOLAR
r57shellr57shell