PROF. DR. FİGEN ŞAHİN DAĞLI: “Ebeveynin Tepkisi İstismar Mağduru Çocukta Suçluluk Yaratmamalı”

  • 30 Mart 2016 13:17
  • 1240
  • 0 Yorum
PROF. DR. FİGEN ŞAHİN DAĞLI: “Ebeveynin Tepkisi İstismar Mağduru Çocukta Suçluluk Yaratmamalı”

Prof. Dr. Figen Şahin Dağlı cinsel istismarla karşılaşmış çocukların karşısında ebeveynlerin çocuğa, onda suçluluk duygusu yaratmayacak bir tutum içinde yaklaşması gerektiğini söyledi.

Gazi Ünv. Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı ve Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Dağlı cinsel istismarla karşılaşan çocuklara nasıl yaklaşılması gerektiği, cinsel istismarı nasıl anlayabileceğimiz, çocukların psikolojisi gibi konularda bilgi verdi.

Çocuğa yönelik cinsel istismarı nasıl tanımlamak gerekir?

En kısa tanımıyla bir çocuğun bir erişkinin cinsel doyum sağlamak üzere kullanıldığı her türlü durumdur, mutlaka tecavüz edilmesini gerektirmez, bir erişkin sadece bakarak, dokunarak cinsel doyuma ulaşıyorsa bu da cinsel istismardır, hatta çıplak fotoğraflarının çekilmesi, çocuğa pornografik materyal izletilmesi bile bu kapsamda alınabilir.

İstismarda bulunan kişi genelde çocuğa yabancı kişiler mi, yoksa aile gibi yakın çevreden mi çıkıyor?

Başvuranlara bakıldığında yabancılar daha çok gibi görülebilir ama aslında öyle değil. Aile içinde olanların açığa çıkması daha zor oluyor. Aile içindeki olay çok daha gizli kalıyor. Çok farklı dinamikler var. Literatürde bakıldığında, çocuğa cinsel tacizde bulunanların yüzde 75-80’inin çocuğun tanıdığı biri olduğu görülüyor. Yüzde 50 aileden biri ve aile bireyleri içinde de en sık olarak fail öz baba oluyor.

Cinsel istismar hep erkeklerden mi geliyor?

Literatürde anne oğul ensesti gibi duygusal boyutu daha karışık vakalar var ise de kadınların fail olması çok nadir. Yüzde 98 oranında cinsel istismarcıların erkekler olduğu söyleniyor.

Bir yaş grubundan söz etmek mümkün mü?

Bir riskli dönem var: Ergenlik dönemi. Erkek çocuklarının cinsel dürtülerinin çok güçlü olduğu ve kontrolünü çok iyi yapamadıkları bir dönem bu.

Bunlar kendilerinden daha küçük çocukları, özellikle de erkek çocukları taciz ediyorlar. Küçük erkek çocuklara ulaşmaları çok daha kolay. Kız çocuklara, namus kavramı gibi nedenlerle, daha az yalnız bırakıldıkları için daha zor ulaşıyorlar. Dolayısıyla 14-15 yaşlardaki tacizcilerin kurbanı 7-8 yaşlarındaki erkek çocuklar olabiliyor.

Tacizcilerin çıktığı belirli ekonomik veya kültürel bir kesim de yok. Eğitimli, aklı başında birinin de tacizci olabileceğini unutmamak lazım.

Bebekler dahil tüm çocuklar tacize uğrayabiliyor. Ama en çok 3-6 yaş arası çocuklar, cinsel meraklarının olduğu bu dönemde kolay kandırılıp tacize uğrayabiliyor. Bir de ergenlik dönemindekiler tabii.

Tacizcilerin hepsi için pedofil denebilir mi?

Hayır. Pedofiller çocuğu çekici bulan, erişkin yerine çocukla ilişki kurmayı tercih eden kişilerdir. Bir çeşit hastalıktır. Ama cinsel tacizi yapanların ancak yüzde 25’inin pedofili olduğu düşünülüyor. Ayrıca pedofilinin cezai ehliyeti olan bir hastalık olduğunu da belirtmek gerekir.

Sonuçta, tacizcilerin çoğu aslında bir erişkinle cinsel ilişkiyi tercih edebilecek ama sosyal yetersizlikler ya da başka nedenlerle erişkinlere erişemedikleri ve çocuklar kolay hedef olduğu için çocukları tercih eden kişiler.

TIKLAYIN - EĞİTİMCİLER CİNSEL ŞİDDETLE KARŞILAŞAN ÇOCUK İÇİN NE YAPMALI?

Çocuklar cinsel istismarı anlatmakta neden zorlanıyor?

Çocuk açısından bakacak olursak, çocuğun yaşına göre değişmekle beraber iyi ilişki kurduğu birinin cezalandırılmasını istememek bir neden olabilir.

Veya söylediği zaman kendisine kızılacak, kendisi cezalandırılacak diye düşünebilir, korkabilir.

Ayrıca namus kavramı çok erken yerleşiyor, ailenin namus üzerinden baskısı korkmalarına neden olabiliyor.

İstismarcı bazen aileni öldürürüm, kardeşine de yapabilirim gibi tehdit edebiliyor. Dolayısıyla korkudan anlatamayabiliyor.

Erkek çocuklar da erkekliklerine yönelik baskılardan, cinsel yönelimlerine dönük hoşlanmayacakları şeylerin söylenebileceğinden korkuyor. Aynı şekilde “cinsellik ayıp, günah, yapılmaması lazımdı biz yaptık” kaygısı olabiliyor.

Korku, kaygı, utanç, suçluluk duyma çok belirleyici etkenler.

En çok ailesinden ilgi görmemiş, özgüveni düşük, sessiz, içine kapanık çocuklar tacize uğruyor, çünkü bu çocuklar daha kolay bir hedef tacizciler için.

Bu çocukların yanına gidip güvenini kazanarak onlarla iyi ilişkiler kuruyorlar. Sonra bu ilişki tacize kadar gider ve bu bizim aramızda sır kimseye söyleme diyerek devam eder…

Sonuçta genellikle geç ortaya çıkıyor…

Ben yıllardır koruma merkezinde çalışıyorum. Olay olur olmaz, akut dönemde gelen çocuk çok azdır.

Çok büyük kısmı içlerinde saklıyor, anlatamıyor, sonra birtakım davranışsal veya fiziksel bulgular çıkıp dayanamaz hale gelince ancak söylüyorlar. O zaman da eğer gerçek bir cinsel ilişki olduysa adli bir delil kalmıyor.

Oysa 72 saat içinde söylense somut deliller tespit edilebiliyor. Ama uzun zaman sonra söylenince inandırması daha zor oluyor.

TIKLAYIN - ÇOCUĞA CİNSEL İSTİSMAR SUÇUNA ORTAK OLMAYALIM

Çocuğa yönelik cinsel istismarı nasıl anlayabiliriz?

Bunun yollarından biri çocukla iyi ilişkiler içinde olmak.

Gördüğümüz pek çok vaka bize rehber öğretmenleri aracılığıyla geliyor. Çocuk evde anne babasına anlatamadığını, yakın gördüğü rehber öğretmenine ya da yakın arkadaşına anlatabiliyor.

Ebeveynlerin anlayabilmesinin en kolay yolu korkuya değil, sevgi, saygı, güvene dayalı bir ilişki kurmuş olması. Böyle bir durumda güvendiği anne babaya anlatabilir.

Ama bu olmadığı zaman aileler fiziksel bulgulardan şüphelenebilir. Cinsel bölgelerde yaralanma, kanama gibi… Başka nedenlerle de olabilir bunlar ama diyelim, büyük bir kanama varsa doktor, muayenesinde kuşkulu bir şey olup olmadığını söyler.

Veya davranışsal bulgular dikkati çekebilir. Mesela aniden okul başarısında bozulma, korkuların, kaygıların açığa çıkması, daha önceden idrar veya gaita sorunu yokken aniden bunların başlaması… Ancak bu tip davranışlar istismara özgü olmayabilir, başka kaygılar nedeniyle de ortaya çıkabilir, ama çocuğun ruhsal bir sıkıntısı olduğunu düşündürür.

Daha özel olarak mesela, erkeklerden korkma; istismara uğradığı bir ortam varsa, diyelim spor salonu, okul gibi bir yere gitmek istememe; gitmeye direnç gösterme…

Belli yaşlara özgü olarak: herkesin içinde mastürbasyon yapma, cinsel bölgelerini gösterme,  insanların cinsel bölgelerini ellemeye çalışma gibi davranışlar; normalde bir çocuğun dağarcığında bulunması beklenmeyen sözler ya da davranışlarla cinsel ilişki taklidi yapma, hayvanların cinsel bölgelerine bir şeyler sokmaya çalışma gibi…

Örneğin bize başvuran anaokulu yaşında bir kız çocuğu vardı. Bize geliş nedeni erkek arkadaşlarının cinsel bölgelerine tekme atmasıydı. Hem bir öfke, agresyon hem de cinsel bölgeyi hedef alıyordu. Daha sonra baba ensesti çıktı altından.

Ayrıca çocukların bazen çizdikleri resimleri, anlattıklarını doğru yorumlayabilmek de önemli anlamak için.

TIKLAYIN - MECLİS'TE DAİMİ BİR ÇOCUK HAKLARI İZLEME KOMİSYONUNA İHTİYAÇ VAR

Cinsel istismarı öğrenen kişinin çocuğa karşı nasıl bir tutum alması gerekir?

Çocuklar bazen, küçük yaştakiler özellikle, başlarına gelenin ne olduğunu anlamadan anlatıyorlar.

Bir vakamızdan örnek vereyim; 7-8 yaşlarında bir erkek çocuk kendinden bir iki yaş büyük erkek çocukların bir oyun gibi, biraz zorlamasıyla bir cinsel tacize maruz kalmıştı. Anne babasına söylediğinde onların verdiği tepkiler o kadar aşırı ve çocuğu ürkütücüydü ki, ertesi gün çocuk koruma merkezinde biz gördüğümüzde, dehşet içinde “benim başıma çok kötü bir şey geldi” diye anlatıyordu. Çocukta bunu yaratmamak lazım.

Anne babanın mümkün olduğunca sakince dinleyip, bu başına gelen senin suçun değil duygusunu vermesi gerekir. Aksi davranış, “neden oraya gittin, niye hayır demedin” gibi sorular sorulması çocuğun kendini suçlu hissetmesine neden olabiliyor.

Uzun vadede psikolojik açıdan çıkan sorunların çoğunluğu suçlanma duygusu nedeniyle oluyor. Çocuk kendini suçlamama yönünde eğilim gösterirse psikiyatrik bozukluklar daha az çıkıyor.

Yani “Aman tanrım, neden, ne yaptın” gibi çocuğu korkutacak, suçlu hissettirecek tepkileri vermeden sakince dinleyebilmek önemli.

Dinledikten sonra “yanlış bir şey olmuş ama bu senin değil, yapan kişinin hatası, onun böyle bir şey yapmıyor olması gerekiyordu, biz onu şikayet edeceğiz, o cezalandırılacak” gibi sakince bir şey söylemek gerekiyor. Böylece ortada bir yanlışlık var ama bu yanlışlık benim hatam değil duygusunu edinsin.

Daha sonra nereye başvurmak gerekiyor?

Bunu yapan yabancı biriyse polis ya da savcılık; hukuk sistemine bildirmek gerekiyor. Böyle bir başvuru olduğunda hukuk sistemi sağlık sistemiyle birlikte çalışıyor. Şimdi bazı illerde çocuk izlem merkezleri var. Sağlık Bakanlığı’na bağlı ve Adalet Bakanlığı’yla protokolleri var.

Oralarda hem çocukla görüşmeyi bilen psikolog, sosyal hizmet uzmanı gibi bir uzman var hem hekim var hem de savcı oraya geliyor. Çocuğun öyküsü orada çocukla görüşmeyi bilen uzman tarafından aynalı odada alınıyor, savcı aynanın diğer tarafından izliyor. Böylece çocukla görüşmeyi bilmeyen kişilerin örseleyici sorular sormasının önüne geçiliyor.

Ayrıca bizim gibi çocuk koruma merkezlerinde de benzeri yapılabilir.

Bir yandan ceza davası açmak üzere hukuka başvurulurken bir yandan da çocuğun sistemin hareketinden çok etkilenmemesi önemli.

Nasıl olumsuz etkilenebilir: Hastaneye, oradan oraya gider, doktorlar defalarca muayene eder, herkes aynı şeyleri tekrar tekrar sorarsa; polis ayrı savcı ayrı ifade alırsa, vs… Bunlar çocuk için örseleyici bir şey. Bunların tek seferde, uzmanların olduğu bir merkezde yapılması iyi olur.

Çocuğu istismar eden kişi yanı zamanda bakmakla yükümlü kişiyse, babası, ağabeyi?..

Çocuğu bu süreçte koruyacak kimsenin olmaması anlamına geliyor. Anne bazen çeşitli nedenlerle görmezden gelebiliyor, inkar mekanizmasıyla farketmemiş olabiliyor, vs… Ama sonuçta çocuğu o evde koruyamamış oluyor.

Böyle bir durumda uygun bir mekanizmayla çocuğu korumak devletin görevi.

Onun için bizim yasal zorunluluklarımızdan biri savcılığa, diğeri eğer çocuğu koruyacak kimse yoksa çocuğu koruyacak kurum olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bildirmek.

Ama iş başvuruyla bitmiyor, mahkeme süreçleri yıllarca sürebiliyor. Tacizci aynı zamanda evin geçimini sağlayan kişiyse parasız kalabiliyorlar, aynı evde kalanlar yeterince duyarlı değilse çocuğu suçlayabiliyor, okulda duyulursa arkadaşları çocuğa farklı gözle bakabiliyor, başka tacizciler fırsat bilip faydalanmaya kalkabiliyor…

Bu çocuklara uzun süreli destek gerekiyor. Psikolojik-psikiyatrik ve sosyal desteğin de olacağı bir ekip çalışması gerekiyor. (YY)

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşivde Ara

Sizehaber'de Hangi Dilde Haber Yayınlansın?

  • Kürtçe
  • İngilizce
  • Diğer
  • Fransızca
  • İspanyolca
  • Almanca

Hava Durumu

Foto Galeri

Piyasa Durumu

DOLAR
r57shellr57shell